İCRA HUKUKU, CEBRİ İCRA MEKANİZMASI VE MÜLKSÜZLEŞTİRME KRİZLERİ
Devletin “Zor Kullanma Tekeli” ve Ekonomik Şiddetin Yasallaşması İcra ve İflas Hukuku, alacaklının mülkiyet hakkı ile borçlunun ekonomik bekası ve insan onuru arasındaki en sert, en acımasız çatışma alanıdır. Ticari ilişkilerin veya borçlar hukuku sözleşmelerinin tıkanması neticesinde rızai (gönüllü) ödemenin durduğu noktada, devletin “cebri icra” (zorla yerine getirme) mekanizması devreye girer. Bu mekanizma, hukukun en soğuk ve mekanik yüzüdür; banka hesaplarına konulan e-hacizler, fabrikalardaki üretim bantlarının mühürlenmesi veya asırlık aile yadigarı gayrimenkullerin cebri satışa (mezata) çıkarılması, salt bir alacağın tahsili değil, borçlu taraf için sarsıcı bir mülksüzleştirme ve ekonomik tasfiye sürecidir. İcra dairelerinin devasa iş yükü ve rutinleşmiş bürokrasisi içerisinde insan unsuru tamamen kaybolur; birey veya şirket, kâğıt üzerindeki bir “dosya numarasına” ve haczedilecek bir “malvarlığı kalemine” indirgenir.
