Yayınlar

  • KLİNİK ARAŞTIRMALAR HUKUKU, BİYOETİK SINIRLAR VE REGÜLATİF İDARENİN DENETİMİ

    İnsan Bedeni Üzerinde Bilimsel Otorite ve Katı Regülasyon Kapanı Klinik araştırmalar; tıbbın ve farmakolojinin geleceğini şekillendiren milyarlarca dolarlık devasa yatırımlar olmakla birlikte, insan bedeninin denek (gönüllü) olarak kullanılması sebebiyle hukukun en katı, en acımasız ve tavizsiz regülasyonlarına tabi olduğu alandır. Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu (TİTCK) ve Bağımsız Etik Kurulların oluşturduğu bürokratik mekanizma, araştırma sürecini mikroskobik bir denetime tabi tutar. Geliştirilen yenilikçi bir ilacın veya tıbbi cihazın piyasaya sürülmesinden önceki bu uzun evrede; protokol değişikliklerinin usulüne uygun bildirilmemesi, verilerin eksik raporlanması veya aydınlatılmış onam (informed consent) sınırlarının milimetrik olarak aşılması, yıllar süren ve devasa bütçeler harcanan bir araştırmanın idare tarafından bir gecede durdurulmasıyla sonuçlanabilir.

  • HAZİNE AVCILIĞI, DEFİNE ARAMA RUHSATLARI VE KÜLTÜR VARLIKLARI HUKUKU

    Toprağın Altındaki Tarih ile Devletin Mülkiyet Tekeli Kültür Varlıklarını Koruma Kanunu (2863 sayılı Kanun) kapsamında değerlendirilen define arama ruhsatları ve tarihi eser uyuşmazlıkları; macera arayışındaki bireyler ile devletin mutlak mülkiyet hakkı (hazine) arasında sıkışıp kalmış, cezai boyutu son derece ağır niş bir alandır. Bireyin kendi arazisinde veya dağda bayırda “define aramak” amacıyla Kültür ve Turizm Bakanlığı’ndan resmi ruhsat alması, devasa bürokratik engellere ve müze denetmenlerinin katı gözetimine tabidir. Ruhsatsız (kaçak) kazı yapmanın cezası ise TCK 286/A maddesi gereğince doğrudan ağır hapis cezalarını öngören, affedilmez bir suç tipidir.

  • HASTANE İDARESİNİN HİZMET KUSURU, KAMU HEKİMLERİ VE SAĞLIKTA ŞİDDET YARGILAMALARI

    Kamu Hastanelerinde Hizmet Kusuru ve Tam Yargı (Tazminat) Davaları Sağlık hizmetinin bir kamu hastanesinde (devlet veya üniversite hastanesinde) sunulduğu durumlarda, uyuşmazlık özel hukuk (tüketici/borçlar hukuku) kurallarına değil, idare hukuku ilkelerine tabidir. Hastane altyapısının yetersizliği, cihaz arızaları, nöbetçi doktor eksikliği veya hijyenik olmayan koşullar nedeniyle hastanın zarar görmesi, idarenin “Hizmet Kusuru” sorumluluğunu doğurur. Bu tür durumlarda davanın muhatabı doğrudan ilgili bakanlık veya hastane idaresidir. İdare Mahkemeleri nezdinde açılan Tam Yargı Davaları ile hastanın tedavi masrafları,imişgücü kaybı zararları (maddi) ve yaşanan derin elemin karşılığı olan manevi tazminatlar devlet bütçesinden talep edilir. Kamu hekimlerine rücu edilebilmesi için ise personelin “ağır kusurunun” varlığı şarttır.

  • MİRAS HUKUKU, TEREKE UYUŞMAZLIKLARI VE KAN BAĞININ HUKUKİ ÇÖKÜŞÜ

    Kan Bağının Çöküşü ve Mirasın Psikolojik Yükü Miras hukuku, dışarıdan bakıldığında yalnızca maddi varlıkların (terekenin) bir nesilden diğerine intikali gibi görünse de; özünde aile içi dinamiklerin, geçmişe dayalı husumetlerin, adaletsizlik hissinin ve psikolojik travmaların mahkeme salonlarında infilak ettiği en yıkıcı hukuk dalıdır. Murisin (miras bırakanın) vefatının hemen ardından başlayan süreç, çoğu zaman yas tutma ritüelinden çıkarak, kan bağının tamamen koptuğu amansız bir “paylaşım savaşına” dönüşür. Kardeşlerin, eşlerin veya altsoyun karşı karşıya geldiği bu dosyalarda, duygusal tahribatın hukuki rasyonaliteyi zehirlemesine izin verilmemelidir. Hukukun bu alandaki yegâne görevi; merhumun son arzuları ile geride kalanların yasal hakları (saklı payları) arasındaki o hassas dengeyi, duygusal savrulmalardan uzak, soğukkanlı ve matematiksel bir kesinlikle inşa etmektir.

  • REKABET HUKUKU, KARTEL İDDİALARI VE HAKİM DURUMUN KÖTÜYE KULLANILMASI

    Serbest Piyasanın Gözetimi ve Rekabet Kurumu’nun Orantısız Gücü Serbest piyasa ekonomisinin anayasası niteliğinde olan 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun, teşebbüslerin (şirketlerin) piyasa dinamiklerini bozucu eylemlerini engellemek amacıyla Rekabet Kurumu’na devasa bir denetim ve yaptırım gücü bahşetmiştir. Kurumun kestiği idari para cezaları, kurumların yıllık gayrisafi gelirlerinin yüzde onuna (%10) kadar ulaşabilen ve küresel ölçekli şirketleri dahi derinden sarsacak astronomik boyutlardadır. Hakim durumun kötüye kullanılması, fiyat sabitleme anlaşmaları, bölge/müşteri paylaşımı veya rakiplerin dışlanması (kartel) iddialarıyla başlatılan soruşturmalar, teşebbüsler için sadece idari bir prosedür değil, ticari itibarı ve finansal yapıyı temelden sarsan olağanüstü hal (OHAL) durumlarıdır.

  • SAĞLIK HUKUKUNDA SGK YAPTIRIMLARI, KESİNTİLER VE KURUMSAL RUHSAT İPTALLERİ

    Özel Sağlık Hizmet Sunucuları Üzerindeki Bürokratik Baskı Özel hastaneler, tıp merkezleri ve ilaç şirketleri; bir yandan insan sağlığı gibi hayati bir hizmet üretirken, diğer yandan Sağlık Bakanlığı ve Sosyal Güvenlik Kurumu’nun (SGK) ağır bürokratik denetimleri altında faaliyet göstermektedir. Sağlık Uygulama Tebliği (SUT) gibi sürekli değişen, son derece karmaşık ve hacimli bir alt mevzuatın geriye dönük olarak veya hatalı yorumlanması, sağlık kurumlarının devasa finansal krizler yaşamasına neden olmaktadır. Bir hekimin tıbbi gereklilikle yaptığı bir kodlama işleminin, idare tarafından mekanik bir şekilde “usulsüz faturalandırma” veya “SGK’yı zarara uğratma” olarak nitelendirilmesi, hem hekimlik mesleğinin bağımsızlığına hem de kurumların ticari hayatına yönelik ağır bir müdahaledir.

  • SİGORTA HUKUKU, RİSKİN GERÇEKLEŞMESİ VE SİGORTA ŞİRKETLERİNİN DİRENÇ DUVARI

    Poliçe Metinlerinin Karmaşası ve Sigortalının Savunmasızlığı Sigorta hukuku, bireylerin ve işletmelerin gelecekte karşılaşabilecekleri olağan dışı risklere karşı güvence arayışını düzenleyen ancak uygulamada genellikle sigorta şirketlerinin devasa mali güçleri ile bireylerin çaresizliği arasında sıkışıp kalan teknik bir alandır. Poliçe imzalanırken büyük bir kolaylıkla sunulan teminatlar, risk gerçekleştiğinde (kaza, yangın, maluliyet, vefat) sigorta şirketleri tarafından “beyan yükümlülüğünün ihlali”, “teminat kapsamı dışı haller” veya “kusur oranları” gibi gerekçelerle reddedilme duvarına çarpmaktadır. Sigortalının en zor anında yanında olması gereken sigorta teminatı, çoğu zaman uzun süren idari ve hukuki engellerle aşındırılmaktadır.

  • TİCARİ SÖZLEŞMELER HUKUKU, RİSK DAĞILIMI VE KURUMSAL GÜVENCE

    Ticari İlişkilerin Mimarisinde Risk Dağılımı ve Hukuki Öngörülebilirlik Bir sözleşme, kağıt üzerine dökülmüş rutin bir metin veya basit bir prosedür değil; ticari bir ilişkinin anayasası, olası kriz anlarındaki yegâne can simidi ve taraflar arasındaki ekonomik “risk dağılımının” mimarisidir. Şirketler arası devasa ortaklıkların, bayilik ilişkilerinin, tedarik zinciri anlaşmalarının veya inşaat/eser sözleşmelerinin sorunsuz ilerlediği dönemlerde sözleşme metinleri genellikle raflarda unutulur. Ancak küresel ekonomik dalgalanmalar, hammadde krizleri, iflaslar veya tedarik zincirindeki kopmalar baş gösterdiğinde; kurumların varlığını sürdürebilmesi tamamen o metnin içerisindeki hukuki kurgunun sağlamlığına bağlıdır. Sözleşmeler hukuku, barış zamanında savaşa (krize) hazırlık yapma sanatıdır.

  • SPOR HUKUKU, FEDERASYON TAHAKKÜMÜ VE CAS (ULUSLARARASI SPOR TAHKİM MAHKEMESİ) YARGILAMALARI

    İnsan Bedeninin Metalaşması ve Sportif Yargının Kapalı Devre İşleyişi Modern spor endüstrisi, milyarlarca dolarlık yayın haklarının, sponsorluk sözleşmelerinin ve devasa kulüp bütçelerinin döndüğü devasa bir küresel piyasadır. Bu endüstrinin merkezinde yer alan profesyonel sporcunun bedeni, emeği ve imajı; kulüpler ve menajerlik şirketleri arasında adeta bir “finansal varlık” (asset) olarak alınıp satılmaktadır. Ancak bu devasa ekonomik hacmin hukuki denetimi, geleneksel devlet mahkemelerine değil; federasyonların kendi içlerinde kurdukları, son derece kapalı, otoriter ve bağımsızlığı tartışmaya açık disiplin kurullarına (Tahkim Kurullarına) bırakılmıştır. Bir sporcunun tüm mesleki kariyerini bitirebilecek ömür boyu men cezaları, haksız fesihler veya doping suçlamaları; yerel mahkemelerin denetiminden uzak bir şekilde, sadece birkaç saatlik bürokratik toplantılarla karara bağlanabilmektedir.

  • ŞİRKETLER HUKUKU, ORTAKLIK UYUŞMAZLIKLARI VE YÖNETİM KURULU SORUMLULUĞU

    Şirket İçi Güç Savaşları ve Kurumsal Yönetim (Corporate Governance) Krizleri Ticari hayatta kurulan ortaklıklar, sermayenin ve vizyonun birleştiği stratejik yapılar olmakla birlikte; menfaat çatışmalarının, vizyon ayrılıklarının ve güven kaybının yaşandığı kriz anlarında şirket tüzel kişiliği amansız bir hukuki savaş alanına dönüşmektedir. Özellikle aile şirketlerinde veya çok ortaklı anonim/limited şirketlerde yaşanan uyuşmazlıklar, salt bir ticaret hukuku meselesi olmaktan çıkarak, şirketin ticari varlığını (going concern) temelden tehdit eden bir varoluş krizine dönüşür. Çoğunluk hissesini elinde bulunduranların (hakim ortak), bu gücü şirketin değil kendi şahsi menfaatleri doğrultusunda kullanması ve karar alma mekanizmalarını kilitlemesi, hukukun doğrudan müdahale etmesini gerektiren yapısal bir adaletsizliktir.